Sessizliğin tam da ortasındayım şimdi. Biraz da olsa karanlık. Korkuyorum yavaştan. Ağır ağır eriyeceğim. Güç ama acısız.
Derken kimsenin umurunda değildim. Bir sağa baktım bir de sola biri kitap okuyor, biri müzik dinliyor, biri uyuyor, biri...
Eminim ki onlarda bunu düşünüyorlardı ki hepsi kendi halindeydi. İşte tam o sırada ben de içimden bu sözleri geçiriyordum. Neden mi? Neden gitmeye bu kadar meraklı mıyım? Bilemedin atılgan, sen başa dön unutkan, hayır hayır alakası yok konuşkan. Hiçbiriniz bilemediniz. Ben gitmeye falan meraklı değilim. Sadece gidenleri gördükçe hayatımdaki sessizliğin giderek arttığını hissettim. Sonra bu sessizlik kalemime dokundu. Başımdan geçen o andaki düşünceleri biraz daha açmaya karar verdim. Kalemim o kadar sessizdi ki kağıda sürtünürken bir yandan onu okşuyor, bir yandan da beni dinliyordu. Sonra ona biraz daha sessiz olmasını söyledim, o da öğretmemi istedi. Anlatmaya başladım "Kendini her şeyden mahrum bırakılmış hisset. Bu mahrumluk seni bir sessizliğin ortasına götürsün. Sonra bütün ışıkları kapatsın. Ve seni bir ateşe sürüklesin. Ateşin alevleri gözükmesin ve ateş çıtırdamasın. Sonra dökülmeye başla." dedim. O da "Sessizliğin tam da ortasındayım şimdi." dedi ve yavaştan erimeye başladı. Tam son raddeye gelecekti ki güneş küçük bir delikten bize güldü. Kalemim Ona umutla baktı ve kendini ona usulca bıraktı.
Derken kimsenin umurunda değildim. Bir sağa baktım bir de sola biri kitap okuyor, biri müzik dinliyor, biri uyuyor, biri...
Eminim ki onlarda bunu düşünüyorlardı ki hepsi kendi halindeydi. İşte tam o sırada ben de içimden bu sözleri geçiriyordum. Neden mi? Neden gitmeye bu kadar meraklı mıyım? Bilemedin atılgan, sen başa dön unutkan, hayır hayır alakası yok konuşkan. Hiçbiriniz bilemediniz. Ben gitmeye falan meraklı değilim. Sadece gidenleri gördükçe hayatımdaki sessizliğin giderek arttığını hissettim. Sonra bu sessizlik kalemime dokundu. Başımdan geçen o andaki düşünceleri biraz daha açmaya karar verdim. Kalemim o kadar sessizdi ki kağıda sürtünürken bir yandan onu okşuyor, bir yandan da beni dinliyordu. Sonra ona biraz daha sessiz olmasını söyledim, o da öğretmemi istedi. Anlatmaya başladım "Kendini her şeyden mahrum bırakılmış hisset. Bu mahrumluk seni bir sessizliğin ortasına götürsün. Sonra bütün ışıkları kapatsın. Ve seni bir ateşe sürüklesin. Ateşin alevleri gözükmesin ve ateş çıtırdamasın. Sonra dökülmeye başla." dedim. O da "Sessizliğin tam da ortasındayım şimdi." dedi ve yavaştan erimeye başladı. Tam son raddeye gelecekti ki güneş küçük bir delikten bize güldü. Kalemim Ona umutla baktı ve kendini ona usulca bıraktı.
hımmmmmmmmmmmmmmm
YanıtlaSil