Küçükken rengarenk resimler yapmayı çok severdim. Tüm renkleri kullanıp saçma çizgiler çizsem bi le bu beni mutlu ederdi. Sulu boya ile işim bittiğinde boyaların olduğu bölmeleri suya tuttuğumda akan renkli suyu berraklaşana kadar gözümü kırpmadan izlerdim. Hele de pastel boyayla yapılan o resim yok mu? Kağıt önce hiç boşluk kalmayacak şekilde rengarenk boyanır, sonra üzeri siyah renkle boşluksuz boyanır. Son aşamada ise bozuk bir kalemle istediğin resmi çizersin. Kalemle siyah boyayı kazıdıkça alttan o rengarenk kısım gözükür. Cin Ali'nin kafası sarıysa, ayakları pembe olabilir mesela. O zaman bu kadar derin düşünemiyordum belki ama şimdi şu klasik benzetmeyi yapabilir ve üzerine çokça konuşabilirim. " Siyah boya karanlığı, sıradanlığı temsil ederken; alttaki diğer renkler aydınlığı, farklılığı temsil ediyor." Evet biliyorum çok sıradan bir benzetme. Ama sizce de böyle değil mi? Tüm bu sıradanlığın içinde kendini bulan bu renkler. Bir metro durağında durun ve etrafı...