Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Örnek İnsan: BABA

Dünyaya geldiğim ilk gündü. Gözümü açtığım gibi beni ayakta bekleyen birinin kucağına vermişlerdi. Şaşırmış bir suratı vardı, gülse mi ağlasa mı bilemiyor gibiydi. Sonra güldü hem de çok güldü. Kucağından almaya geldiklerinde bir hışımla kendine çekti beni. "N'oluyor yaa" diye şöyle bir bakış atmıştım ona. " Hadi şimdi git sonra gelmemezlik yok ama" demişti. Annemin yanında dururken gözlerim etrafı kolaçan ediyordu. Yine o adamı gördüm. Elinde bir şey vardı ve konuşuyordu " Evet geldi evet evet..." sonra "b" ile başlayan bir şey söyledi ve o kelimeyi ona her zaman söyledim. "Baba oldum" demişti. Evet babam olmuştu ben de onun prensesi olmuştum. Günler geçtikçe büyüyordum. Bir yanımda annem bir yanımda babam beni en iyi şekilde büyütmeye çalışıyorlardı. Annem yorulunca babam veriyordu uçak kaşığı ağzıma. Annem uyuyunca babam ninni söylemeye çalışıyordu ama annem dayanamayıp öyle değil böyle deyip alıyordu kucağına beni. Babam hiç b...

Keşke

 Yine o pencereden bakıyordu, gözleri buğulu yine o çöplüğe benzeyen bahçeye bakıyordu. Dudaklarının kıpırtısından söylediği "Keşkeler"çok net anlaşılıyordu. "Keşke..." diyor ve ağlamaya başlıyordu. Sonra birden duraksadı çünkü bir çocuğun ona pencere önünden baktığını ve heceleye heceleye "Keş-ke keşke bu bah-çe-ye bahçeye i-yi iyi bak-say-dım baksaydım."  Adam durunca çocuk: - Neden durdunuz? Ağzınızı okuyabiliyordum, dedi.  Sesi camın arkasından ne kadar boğuk gelse de adam anlamıştı ve: - Haydi oradan. Çık penceremden, diye çocuğa çıkıştı. -Neden iyi bakmadınız? Keşke demeyin. - Senin evin yok mu? Git işine. -Ne olur? Açın kapınızı.  Uzun bir sessizliğin ardından kapının gıcırtısı duyuldu: -Buraya gel çocuk. Nedir senin derdin? -Benim bir derdim yok. Keşke demekten nefret ederim. Sizi de görünce... -Ne işin vardı burada? -Şey... Ben bakınız tam şuracıkta bir şey gördüm. Bir bisiklet zili. -İzin aldın mı? -Tam alacakken sizi gördüm. -Alab...

Birden Anlayamazsın...

Bazen susarsın kelimeler düğümlenir çıkamazlar dışarı. Bazen bakarsın gözyaşları kurur ağlayamazsın. Ve bazen bir an gelir karşısında durur öylece bakakalırsın, sarılasın gelir içinden kolun gitmez birden. O da aynı şeyi hissediyordur aslında ama sen bunun farkına varamazsın. O da senin farkına varmaz. Ve bu bir saniyelik hisler bitiriverir yılları. O zaman iki şey kalır yapacak. Ya kafanı çevirir gidersin. Ya da kollarını zorlayarak kenetlersin onun boynuna…