Ana içeriğe atla

Komedi

Çıkar İlişkileri Çağı

    Yani denk gele gele bu çağa denk geldik a dostlar! Hani bir de iletişimsizlik sorunuyla boğuşurken üstüne bu da eklenince tadından yenmiyor biliyor musunuz? 


    Cebini doldurmak isteyen mi dersiniz, gününü gün etmek isteyen mi dersiniz, şu köprüyü geçeyim sonrasına bakarız diyen mi dersiniz bilemeyeceğim. Ben düşündükçe çılgına dönüyorum sonra da belki de kolaya kaçarcasına soyutlayıveriyorum her şeyden herkesten kendimi. Aksi halde akıl sağlığımı bozmaktansa böylesi çok daha sağlıklı oluyor; her ne kadar başka yönlerden olumsuz etkileri olsa da. 

Şöyle bir meydanın tam orta yerinde avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum: Yeteeeeeeeer, diye. Sonra belki ağlarım tüm dolmuşluğumla ve tüm yaşanmışlıklarımla.


    Ağzımı bozmayı hiç istemem ama herkes de birbirini .... istiyormuş gibi değil mi sizce de? (Birbirini olmasa da gelmiş geçmiş hallediliyor orası ayrı bir mesele tabi.) 

Tüm ilişkilerinizi canlandırın gözünüzde ama sokaktan geçen simitçiyle aranızda geçen diyaloğa kadar her iletişiminizi, her bir teması aklınıza getirin. Herkesin aklında tek bir soru "karşımdaki kişi bana ne katacak?" Öylesine yaşayamıyoruz bu kısacık ömrümüzü anlayacağınız. Şimdi, e tabi bu liberal sistemin hayatlarımıza soktuğu adetlerden, diye başlayan biraz teknik biraz bilmişlik kokan cümleler kurmak vardı da size bir şey katmak gibi bir amacım yok. Öylesine yazmak istedim. Tıpkı, 14 yaşımdaki gibi içten ve en masum duygularımla şöyle bir hasbihal etmek istedim. Ama tabi size bir şey katmayacaksa siz bu yazıyı niye okuyasınız ki? Elbette siz de haklısınız.


    Ama yanılıyorsunuz ve ne yazık ki yanılmaya devam ederken ruhsuzlaşmaya mahkûm olacaksınız. Hatta öyle bir ruhsuzlaşacaksınız ki sizi zamanında çileden çıkarmış, arkasından lanetler okuduğunuz kişiler; size bir ihtimal bir şey verir diye önlerinde eğilmekten kıracaksınız o dizlerinizi. İşte o zaman "ikiyüzlülük" denen bir sorun daha eklenecek benim hayatıma. Ama sizin yine ruhunuz duymayacak ve çirkinleşmeye devam edeceksiniz. Bense öylesine yaşamaya devam ederken saflık kafesimde salıncağımda sallanırken izleyeceğim, beni kahkahalara boğduğunuz komedi şovunuzu.


Herkese iyi eğlenceler!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÖYLESİNE

       "Nasılsın?"      Hayır öylesine geçiştirmelik bir şekilde sormuyorum. Nasıl olduğunu, ne hissettiğini, şu anda hayatında nelerle uğraştığını, nelerin seni zorladığını, nelerinse seni çok mutlu ettiğini merak ediyorum; tüm kalbimle seni kucaklıyor, olduğun gibi kabul ediyor, seni can kulağıyla dinlemek için sabırsızlanıyor ve şu anda benim için ne kadar değerli olduğunu gülen gözlerimle sana bir kez daha hissettiriyorum.      Anlıyorum, bu sana artık oldukça yabancı geliyor. Belki de komik buluyorsun. Ama inan bana buradan bakarsan eğer, gün boyunca sana sorulan "nasılsın"lar ve senin verdiğin karşılık olan iki i'li "iyii, sen?"ler o kadar samimiyetsiz, o kadar sıradan ve bir o kadar vahim duruyor ki... Anlıyorum, hayat seni yoruyor. Yalnızca kendine odaklanmak istiyorsun. Bu hayatın yükünü bir tek sen taşıyorsun. Sen en iyisisin, mükemmel olan sensin. Etrafındaki her şeyi de seni bir adım ileri taşıyan basamaklar olarak görüyorsun...

Birden Anlayamazsın...

Bazen susarsın kelimeler düğümlenir çıkamazlar dışarı. Bazen bakarsın gözyaşları kurur ağlayamazsın. Ve bazen bir an gelir karşısında durur öylece bakakalırsın, sarılasın gelir içinden kolun gitmez birden. O da aynı şeyi hissediyordur aslında ama sen bunun farkına varamazsın. O da senin farkına varmaz. Ve bu bir saniyelik hisler bitiriverir yılları. O zaman iki şey kalır yapacak. Ya kafanı çevirir gidersin. Ya da kollarını zorlayarak kenetlersin onun boynuna…

Sadece

Geçen yolda yürürken karşı kaldırımda biri düştü. Yanından geçen insanlar o kadar umursamazlardı ki sanki çok normal bir şeymiş gibi adamın yanından geçtiler. Ben karşı kaldırımda olduğum için bir şey yapamadım. Adam şöyle bir kendine geldi, elleriyle yere sımsıkı tutundu ve kalktı. Dizi kanıyordu, pantolonunda kan lekesi oluşmuştu. Sendeleyerek yürüdü tekrar düşecekti ki irkildi birden. Kravatını gevşetti, başı dönüyor gibiydi, önümüzden bir sürü araba geçiyordu, yanımızdan bir sürü insan ama hiç biri adama yardım etmiyordu. Adam yere serildi, insanlar adamın üstüne basmadan yanından geçiyorlardı. Sanki cansız bir varlık gibiydi. Arabalardan dolayı karşıya geçemedim, baktım, görüyordum ama bir şey yapamıyordum, dualar ediyordum ayağa kalksın diye biri ona yardım etsin diye dualar ediyordum. Tekrar arabalar seyrekleşti ve bu sefer burnu da kanıyordu ama o hayatta kalmakta direniyordu. Yine kalkmıştı ayağa, sendeleye sendeleye yürümeye devam ediyordu. İnsanlar ona sadece bakıyordu. Ben ...