Küçükken rengarenk resimler yapmayı çok severdim. Tüm renkleri kullanıp saçma çizgiler çizsem bile bu beni mutlu ederdi. Sulu boya ile işim bittiğinde boyaların olduğu bölmeleri suya tuttuğumda akan renkli suyu berraklaşana kadar gözümü kırpmadan izlerdim. Hele de pastel boyayla yapılan o resim yok mu? Kağıt önce hiç boşluk kalmayacak şekilde rengarenk boyanır, sonra üzeri siyah renkle boşluksuz boyanır. Son aşamada ise bozuk bir kalemle istediğin resmi çizersin. Kalemle siyah boyayı kazıdıkça alttan o rengarenk kısım gözükür. Cin Ali'nin kafası sarıysa, ayakları pembe olabilir mesela.
O zaman bu kadar derin düşünemiyordum belki ama şimdi şu klasik benzetmeyi yapabilir ve üzerine çokça konuşabilirim. " Siyah boya karanlığı, sıradanlığı temsil ederken; alttaki diğer renkler aydınlığı, farklılığı temsil ediyor." Evet biliyorum çok sıradan bir benzetme. Ama sizce de böyle değil mi? Tüm bu sıradanlığın içinde kendini bulan bu renkler.
Bir metro durağında durun ve etrafınıza bakın. Çeşit çeşit insan göreceksiniz. Tüm bu karanlığa tüm bu sıradanlığa rağmen kendi tarzını yakalamış çeşit çeşit insan. Her bir insan bir insan bir rengi temsil ediyor desem. Neden olmasın?
Doğada her bir canlının kendine özgü bir rengi var ve her birinin ayrı özelliği var. Sizce de doğa bize kendimiz olmayı öğretmiyor mu? Portakalın turuncusu ile yatak örtünüzün turuncusu bir değil olamaz siz öyle görseniz bile onlar ancak birbirinin tonu olabilir. Gökyüzü ile boya kaleminizin rengi de bir değil. İşte bu tonlar, renkler aydınlığı ve farklılığı temsil etmiyor demek saçma.
Her şeyin aynı renk olduğunu düşünsenize, hiç birinin kendine ait özelliği olmaz. Yoksa siz her bir rengin ayrı bir anlamı olduğunu bilmiyor muydunuz? Mesela kırmızı açlığı temsil ediyor ve bu yüzden gıda reklamlarında sürekli kırmızı ve tonları kullanılıyor. Yatak odanızı menekşe tonlarında boyayın derler. Bu tonlar daha romantiktir ve huzurlu olmanızı sağlar. Anlamıyor musunuz? Doğa bize tüm renkleri bir arada veriyor. Peki biz onları neden ayırmaya çalışıyoruz. Erkek bebek mavi, kız bebek pembe. Elimizde bu kadar çok renk varken neden olay sadece iki renkle bitiveriyor. Biz bu muyuz? Hani o metro durağındaki çeşit çeşit insanlar. Hani tarzını, tavrını tutturmuş o güzel insanlar. Her şey bu iki renkle kısıtlı kalmamalı. Kalamaz da.
Zevkler ve renkler tartışılmazdı hani? Ben böyle büyüdüm. Biriyle fikrim uyuşmadığında ne kadar çocuk aklıyla söylesem de bunu derdim. " Zevkler ve renkler tartışılmaz."
Ah! Unutmadan, küçükken gökyüzünde en çok gökkuşağını görmek isterdim.
O zaman bu kadar derin düşünemiyordum belki ama şimdi şu klasik benzetmeyi yapabilir ve üzerine çokça konuşabilirim. " Siyah boya karanlığı, sıradanlığı temsil ederken; alttaki diğer renkler aydınlığı, farklılığı temsil ediyor." Evet biliyorum çok sıradan bir benzetme. Ama sizce de böyle değil mi? Tüm bu sıradanlığın içinde kendini bulan bu renkler.
Bir metro durağında durun ve etrafınıza bakın. Çeşit çeşit insan göreceksiniz. Tüm bu karanlığa tüm bu sıradanlığa rağmen kendi tarzını yakalamış çeşit çeşit insan. Her bir insan bir insan bir rengi temsil ediyor desem. Neden olmasın?
Doğada her bir canlının kendine özgü bir rengi var ve her birinin ayrı özelliği var. Sizce de doğa bize kendimiz olmayı öğretmiyor mu? Portakalın turuncusu ile yatak örtünüzün turuncusu bir değil olamaz siz öyle görseniz bile onlar ancak birbirinin tonu olabilir. Gökyüzü ile boya kaleminizin rengi de bir değil. İşte bu tonlar, renkler aydınlığı ve farklılığı temsil etmiyor demek saçma.
Her şeyin aynı renk olduğunu düşünsenize, hiç birinin kendine ait özelliği olmaz. Yoksa siz her bir rengin ayrı bir anlamı olduğunu bilmiyor muydunuz? Mesela kırmızı açlığı temsil ediyor ve bu yüzden gıda reklamlarında sürekli kırmızı ve tonları kullanılıyor. Yatak odanızı menekşe tonlarında boyayın derler. Bu tonlar daha romantiktir ve huzurlu olmanızı sağlar. Anlamıyor musunuz? Doğa bize tüm renkleri bir arada veriyor. Peki biz onları neden ayırmaya çalışıyoruz. Erkek bebek mavi, kız bebek pembe. Elimizde bu kadar çok renk varken neden olay sadece iki renkle bitiveriyor. Biz bu muyuz? Hani o metro durağındaki çeşit çeşit insanlar. Hani tarzını, tavrını tutturmuş o güzel insanlar. Her şey bu iki renkle kısıtlı kalmamalı. Kalamaz da.
Zevkler ve renkler tartışılmazdı hani? Ben böyle büyüdüm. Biriyle fikrim uyuşmadığında ne kadar çocuk aklıyla söylesem de bunu derdim. " Zevkler ve renkler tartışılmaz."
Ah! Unutmadan, küçükken gökyüzünde en çok gökkuşağını görmek isterdim.
Yorumlar
Yorum Gönder